| |

Veda eder ağaçlar yapraklarına bu mevsim. Sevdalar
inadına daha koyulur.
Ve doğanın hırkası sarıdır artık. Renklerin armonisi
yaşanır ardı sıra.
Yeşil kırmızıya, kırmızı sarıya bırakır yerini gün
be gün.
Hazin bir yitişin ilk çağrısı mıdır sonbahar yoksa,
yeniden oluşum kozası mı?
Ölü toprağı serpilmiş şehirlerin yalnızlığında uyanılır
gecelerin sabahına.
Kelebek bakışlarında hayal edilir okyanuslar... Bir
bir yüzüne kapanmıştır
kapılar kalabalığın. Kordon Boyundaki bank dost arar
dertleşecek.
Deniz üstü sohbetler özlenir olmuştur. Çilingir sofrasının
kahkahaları yankılanır balıkçı iskelesinde. Ağaçlar
yavaşça bırakır
yaprağını yere, asi çiçekler bekleşir toprağın eşiğinde.
Sayfa
arasındaki gül yaprağıncadır hülyalar. Maviye, yeşile
mersiyeler yazılır
çatlamış dudaklarca. Ellerinde topaçları yaz çocukları,
kaçışır her biri bir köşeye.
Camdaki buğuya çizilince sıkıntıların resmi, son sıcağı
da çekilince bedenden
yazın, eylül kuşlarına yüklendiyse menevişler artık
hazana akmaktadır zaman.
Güneş, Kaf Dağının ardındadır umarsız.
Ve bir seyyahın zulasında bir dahaki dönüşe götürülür
umutlar.
Beklemekse eğer yazgımız, hazanın sonunda elbet bahar
olacak.
Arif ÂGÂH
|
|